27. Nağme: Gayretullaha Dokunur!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Bu 6 dakikalık ses kaydında Muhterem Hocamızın genel karakterini yansıtan bir askerlik hatırasını ve şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Kötülüğe aynıyla mukabele edilse olmaz mı?

Kâfirlerle beraber olup Müslümanlar aleyhine dolaplar çevirenlere beddua edilebilir mi?

Bağışlayıcı olma mevzuunda insanın kendi hakları ile millete karşı sorumlulukları açısından farklı muameleler söz konusu mudur?

 

26. Nağme: Bir Garibin Recâsı!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Merhum Hacı Kemal’in reca hesabına yürek yakan bir sözüyle açılan bu 5 dakikalık ses kaydında ümit ve korku dengesi adına birkaç önemli ölçü ve şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Cennet’e neyle girilir?

Cenâb-ı Hak mahşerde her ferdi herkesin huzurunda mı hesaba çekecek; yoksa, özel mahiyette konuşacağı insanlar da olacak mı?

Allah Teâlâ hakkında hüsn-ü zanda bulunmak ve Ümmet-i Muhammed arasındayken saçı sakalı ağarmış olmak da ilahi rahmete davetiye sayılır mı?

 

25. Nağme: Ârif Ara, Bul!..

Herkul | | HERKUL NAGME

03:22 dakikalık bu ses kaydında -ki mutlaka bütün dostlarımızın duymasını arzu ederiz- çok önemli bir hakikati şu üç sorunun kısa cevaplarıyla beraber dinleyeceksiniz:

Âriflerle sohbetten kimler lezzet alır?

Başkalarıyla aynı karede bulunma fantezisinin zararı nedir?

“Sahi sen öyle miydin?” sorusuna kimler muhatap olacak?

 

24. Nağme: Allah, Selam Yurduna Davet Ediyor!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Yûnus Sûresi’nin 25-36. ayetlerinin, Merhum Elmalılı Hamdi Yazır’ın Hak Dini Kur’an Dili tefsirinden ve hac bahsinin, Aliyyü’l-Kârî hazretlerinin Fethü babi’l-inaye’sinden okunması sırasındaki muhterem Hocamızın açıklamalarına ait bu 09:10 dakikalık ses kaydında şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

İhsan kaç mertebedir? İhsan ehline vaad edilen “hüsnâ” ve “ziyade” nedir?

“De ki: Kimdir sizi gökten ve yerden rızıklandıran? Kimdir kulaklarınızı ve gözlerinizi yaratan? Kimdir ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran? Kimdir bütün işleri çekip çeviren, kâinatı yöneten? ‘Allah!’ diyecekler, duraksamadan. De ki: O halde sakınmaz mısınız O’nun cezasından?”  (Yunus, 10/31) ayetinde işaret edilen “âlem-i halk” ve “âlem-i emir” kavramları hangi manalara gelmektedir?

Müşrikler “Allah” derken nasıl bir ruh haletinde bulunur?

Son tavafa “veda tavafı” mı yoksa “vida tavafı” mı denmeli, neden?

 

23. Nağme: Kalbini Yanında Taşıyanların Haccı

Herkul | | HERKUL NAGME

Kıymetli dostlar,

Sosyal medyaya yönelik mesajlarımızdan da anlayacağınız üzere, burada her gün Tefsir dersinin yanı sıra Fıkıh ile de meşgul olunuyor. Merhum Elmalılı’nın Hak Dini Kur’ân Dili adlı eseri diğer tefsirlerle karşılaştırmalı okunduğu gibi, Aliyyü’l-Kârî’nin Fethü babi’l-inaye’si değişik fıkıh kitaplarıyla mukayeseli mütalaa ediliyor. Bir gün Fethü babi’l-inaye metin tercüme edilmek suretiyle okunduktan sonra aynı mevzu diğer fıkıh kitaplarından bakılıp mukayese yapılıyor ve bahsi geçen kitapta olmayan farklı yaklaşım ve yorumlar özet hâlinde arz ediliyor.

Mukayeseli okunan fıkıh kitapları şunlardır: Sadru’ş-Şerîa’nın el-Vikaye’si, Burhaneddin el-Mâze’nin Muhîtü’l-Burhanî’si, Mergınânî’nin el-Hidaye’si, Şeyhzade’nin Mecmau’l-Enhur’u, İbn Âbidin’in Haşiyetü Reddi’l-Muhtar’ı, İbn Âbidin’in el-Hediyyetü’l-Alâiyye’si, Vehbe Zuhaylî’nin eseri el-Fıkhu’l-İslâmî ve Edilletuhu, Heyetin hazırlamış olduğu Diyanet İslâm İlmihali ve Esad Muhammed Saîd Sağarcî’ya ait el-Fıkhu’l-Hanefî ve Edilletuhu.

Mevzular detaylarıyla ele alındığı için bazen aynı konunun üzerinde haftalarca durulabiliyor. Nitekim şu anda Hac mevzuu farz, vacip, sünnet, müstehap ve âdâbıyla teferruatlı olarak işleniyor. Dolayısıyla Fıkıh dersiyle alâkalı paylaşımlarımız da epey zamandır Hac ile alâkalı oluyor.

Bu 05:33 dakikalık ses kaydında şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Hac sonunda Mina’dan dönüşte Cennetü’l-muallâ civarındaki Muhassab denilen vadide bir süre dinlenmenin (tahsîb) hikmeti nedir?

Abdullah bin Ömer’in (radiyallahu anh) Rasûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) her davranışını sünnet sayması ve O’nu adım adım takip etmesi nasıl değerlendirilmelidir?

Vedâ tavafı hangi hislerle yapılmaktadır?

Kalbini yanında taşıyanları mutlaka ağlatacak manzaralar…

 

22. Nağme: Gül Devri

Herkul | | HERKUL NAGME

Evimizin hemen önünde kuş cıvıltısı, su şırıltısı ve yaprak hışırtısı arasında yaptığımız bu 7 dakikalık ses kaydında Merhum Mehmet Akif’in

“Virânelerin yasçısı baykuşlara döndüm,

Gördüm de hazânında bu cennet gibi yurdu.

Gül devrini bilseydim onun bülbülü olurdum;

Yâ Rab, beni evvel getireydin ne olurdu?…”

sözleri üzerine Muhterem Hocamızın bir değerlendirmesini dinleyebilir ve şu soruların cevaplarını bulabilirsiniz:

İçinde yaşadığımız dönemin de bir kısım avantajları olduğu söylenebilir mi?

Halvet mi celvet mi tercih edilmelidir?

Kendi zamanımızı -bir nevi- gül devri yapmanın yolu nedir?

Başında hep şakıyıp durmasına rağmen gülden istifade edememesi bülbülün talihsizliği mi yoksa fedakârlığı mıdır?

 

21. Nağme: Titanic

Herkul | | HERKUL NAGME

Yûnus Sûresi’nin 22. ayetinde meâlen,

“Sizi karada olsun, denizde olsun gezdirip dolaştıran O’dur. Gemide olduğunuz zamanı düşünün: Gemiler, tatlı bir rüzgarla içindeki yolcuları alıp götürdüğü ve yolcular da bundan ötürü keyiflendikleri bir sırada, birden gemiye şiddetli bir fırtına gelir, dalgalar her taraftan onları sarar ve artık kendilerinin tamamen kuşatılıp bir daha kurtulamayacaklarını zannedince, bütün niyaz ve ibadetlerini yalnız Allah’a tahsis edip gönülden O’na yalvarırlar: ‘Ahdimiz olsun ki, eğer bizi bu felaketten kurtarırsan, mutlaka şükreden kullarından olacağız!’ derler.”  buyuruluyor.

Bu 5 dakikalık ses kaydında, zikredilen ayetle alâkalı bazı nükteleri ve şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Bu ayet hangi yönleriyle “Titanic” ve emsâlini hatırlatıyor?

Kur’an-ı Kerim tereddüt insanlarından bahsederken nasıl bir üslup kullanır?

Hangi nimet nikmettir?

20. Nağme: Lügat Arkadaşlığı

Herkul | | HERKUL NAGME

Muhterem Hocamızı ders talim ettiği esnada ilk defa görenlerin çok şaşırdığı hususlardan biri de ondaki lügate bakma ve sözlüklerle haşir neşir olma hassasiyetidir. Muhterem Hocaefendi zaman zaman “Sizleri bilmiyorum; ama ben her gün sözlükten birkaç kelimeye bakarım.” der. Dilin doğru öğrenilmesi ve kelimelerin nüanslarıyla bellenmesi adına talebelerinin de sık sık lügate başvurma alışkanlığını kazanmalarını ister.

Ders sırasında el-Müncid devamlı hazır bulunur. Hocamız, ihtiyaç anında Lisanu’l-Arab, Tacu’l-arûs, en-Nihaye fi garibi’l-hadîs gibi kaynaklara da müracaat eder. Arapça bir kelimenin Türkçe karşılığını bulmak için Âsım Efendi’nin Kamus-u Okyanus ve Ahter-i Kebîr gibi lügatlere başvurur. Farsça kelimeler için daha çok Ferheng-i Farisî gibi lügatlere bakar. Misalli Büyük Türkçe Sözlük adlı 3 ciltlik lügati ve Ötüken Türkçe Sözlük’ü beğenir, sık sık bunlara başvurur. Hocaefendi, mahallî diller ve lehçelerle alâkalı sözlük çalışmalarını da çok önemli, ciddi ve takdire değer gayretler olarak görür; kitaplığımızdaki Derleme Sözlüğü en çok istifade edilen eserler arasındadır.

Muhterem Hocamızın bugünkü derste de lügate bakışı Zat-ı alilerinin bu yanını bir kere daha nazara verme fikri hasıl etti. Kendileri fotoğraflarının çekilmesinden hoşlanmadığı için kaşla göz arasında Iphone objektifine aldığımız bu karedeki görüntü kalitesi yetersizliğinden dolayı özür dileriz.

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi Ders Esnasında

 

19. Nağme: Araya Kılıç Girer!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Yûnus Sûresi’nin 10. ayetinde meâlen,

Onların orada duaları, ‘Sübhansın Allah’ım! Her türlü noksandan münezzeh ve yücesin!’ demek, birbirlerine iyi dilek ve temennileri ise hep ‘selam!’dır. Duaları ‘El-hamdülillahi Rabbi’l-âlemin’ (Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.) diye sona erer.”  buyuruluyor.

Bu 8 dakikalık ses kaydında, zikredilen ayetle alâkalı bazı nükteleri, Hocamızın askerlik ve hacca dair iki hatırasını ve şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

“Selam” ne demektir?

Cennet’te “selam” alıp vermenin manası nedir?

Alvar İmamı “Araya kılıç girer!”  derken hangi mevzuyu anlatıyordu?

Hacca kiminle gidilmelidir?

 

18. Nağme: Peygamber, İlimlerin Kâfiyesi ve Bahar

Herkul | | HERKUL NAGME

Yûnus Sûresi’nin 3. ve 4. ayetlerinde -meâlen-

“Sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da Arşı üzerinde hükümrân olan, her işi yerli yerince çekip çeviren Allah’tır. Kendisinden izin çıkmadıkça, O’nun katında hiçbir şefaatçi iş bitiremez. İşte Rabbiniz, bu vasıflara sahib olan Allah’tır. Öyleyse O’nu bir tanıyarak, yalnız O’na ibadet ediniz. Hâla gerçekleri düşünmeyecek misiniz? Hepinizin dönüşü O’nadır. Bu, Allah’ın gerçek olarak verdiği sözdür. Mahlûkları ilkin O yaratır. Yoktan yaratan yaratıcı, öldükten sonra onları haydi haydi diriltir. Diriltir ki iman edip makbul ve güzel işler yapanları, adaletleri sebebiyle ödüllendirsin. Kâfirlere ise, dini inkâr ettikleri için, içecek olarak kaynar su ve gayet acı bir azap vardır.”  buyuruluyor.

Bu 05:35 dakikalık ses kaydında, zikredilen ayetlerle alâkalı bazı nükteleri ve şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Peygamber gönderilmesinin hikmeti nedir?

Natüralist veya materyalistlerin kâinat kitabını doğru okuyamamaları neden kaynaklanmaktadır? Onlar nerede takılıp kalıyorlar?

Hazreti Üstad, ibdâ ve iâde fiillerinin muzari sigasıyla kullanılmış olmasını nasıl yorumlamıştır?

İnsan, bazı niyetlerini gerçekleştirememiş olsa da azim ve himmetinin yüceliği ile ameldeki o boşluklarını doldurabilir mi?

17. Nağme: “Elif, Lâm, Râ”

Herkul | | HERKUL NAGME

Yûnus Sûresi’nin 1. ve 2. ayetlerinde -meâlen-

“Elif, Lâm, Râ. İşte bunlar o hikmetli kitabın âyetleridir. ‘İnsanları uyar! Müminlere, Rabbilerinin üstün sadakat makamı vereceğini müjdele!’ diye içlerinden bir insana vahyetmemiz insanların çok mu tuhafına gitti? Onun için mi kâfirler, ‘Besbelli ki bu, sihirbazın teki!’ dediler.”  buyuruluyor.

Bu 6 dakikalık ses kaydında, zikredilen ayetlerle alâkalı bazı nükteleri ve şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Yûnus Aleyhisselam’ın kavmini diğerlerinden ayıran özellik neydi?

“Elif, Lâm, Râ” bir şifre midir? Hangi manalara gelir?

“Mak’ad-ı sıdk” ne demektir; müfessirler “üstün sadâkat makamı” şeklinde tercüme edilen bu ifadeyi nasıl anlamışlardır?

 

16. Nağme: İnsanlığın İftihar Tablosu

Herkul | | HERKUL NAGME

Tevbe Sûresi’nin 128. ve 129. ayetlerinde -meâlen-

“Size kendi aranızdan öyle bir Peygamber geldi ki zahmete uğramanız ona ağır gelir. Kalbi üstünüze titrer, müminlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir. Buna rağmen aldırmaz, yüz çevirirlerse, ey Rasûlüm de ki: Allah bana yeter. O’ndan başka ilah yoktur. Ben yalnız O’na dayanırım. Çünkü O, büyük Arş’ın, muazzam hükümranlığın sahibidir.” buyuruluyor.

Bu 04:29 dakikalık ses kaydında, zikredilen ayetlerle alâkalı bazı nükteleri ve şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Cenâb-ı Hak, İnsanlığın İftihar Tablosu’nu (sallallahu aleyhi ve sellem) hangi sıfatlarla anlatıyor?

Allah tarafından sevilmenin en önemli vesilesi nedir?

Peygamber Efendimiz’in sıfatlarının anlatıldığı ayet-i kerimeden hemen sonra “Arş-ı Azîm” ifadesinin zikredilmesinde nasıl bir mesaj vardır?

 

15. Nağme: İman Artar ya da Eksilir mi?

Herkul | | HERKUL NAGME

Tevbe Sûresi’nin 124. ayetinde -meâlen-

“Ye­ni bir sû­re in­di­ril­di­ğin­de on­lar­dan ba­zı­la­rı, ‘Bu inen kı­sım han­gi­ni­zin ima­nı­nı ar­tır­dı aca­ba?’ di­ye­rek vah­yi kü­çüm­ser­ler. Ama bu, iman eden­le­rin ima­nı­nı, ya­kîni­ni ar­tı­rır ve on­lar se­vi­nip bir­bir­le­ri­ni müj­de­ler­ler.” buyuruluyor.

Bu 04:52 dakikalık ses kaydında, zikredilen ayetle alâkalı bazı nükteleri ve şu soruların kısmî cevaplarını bulacaksınız:

İmanda artma ya da eksilme nasıl olur?

Halktan bazı kimselerin imanı âlimlerin imanından daha kuvvetli olabilir mi?

Muhterem Hocamızın merhume halası ile alâkalı bir hatıra…

Zamanın ve şartların getirdiği ziyade sorumluluklar söz konusu mudur?

14. Nağme: Sâdıklarla Beraber Olun!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Tevbe Sûresi’nin 119. ayetinde -meâlen-

“Ey iman edenler! Allahın emirlerine karşı gelmekten sakınıp takvâ dairesine girin ve her haliyle dürüst sadıklarla beraber olun!”  buyuruluyor.

Bu 4 dakikalık ses kaydında mezkur ayetle alâkalı bazı latif yorumları ve şu soruların cevaplarını dinleyebilirsiniz:

Sâdıklar kimlerdir?

Beyaz yalan (!) söylenebilir mi?

Kendisine süt ikram edilen kadınların “iştihamız yok” demeleri üzerine Peygamber Efendimiz’in ikazı nasıl olmuştur?

13. Nağme: 9/122 Ayetindeki “tefakkuh” ve 9/128’deki “min enfusikum” Kaydı

Herkul | | HERKUL NAGME

Tevbe Sûresi’nin 122. ayetinde Cenâb-ı Hak -mealen- şöyle buyuruyor:

“Bununla beraber müminlerin hepsinin topyekün sefere çıkmaları uygun değildir. Öyleyse her topluluktan büyük kısmı cihada çıkarken, bir takım da din hususunda sağlam bilgi sahibi olmak, dinî hükümleri öğrenmek için çalışmalı ve cihad edenler geri döndüklerinde kötülüklerden sakınmaları ümidiyle, onları uyarmalıdır.”

Bu ayette geçen “tefakkuh” kelimesi nasıl anlaşılmalıdır?

Tebliğin tesiri neye bağlıdır?

 “Size kendi aranızdan öyle bir Peygamber geldi ki zahmete uğramanız ona ağır gelir. Kalbi üstünüze titrer, müminlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir.” mealindeki Tevbe Sûresi’nin 128. ayetinden “min enfusikum” kaydının hikmeti nedir?

12. Nağme: 9/117-118. Ayetlerden Birkaç Nükte ve Bir Müzdelife Hatırası

Herkul | | HERKUL NAGME

Bugün müzakeresine devam ettiğimiz Tevbe Sûresi 117. ve 118. ayetlerin tefsirlerinden birkaç nükte ile Müzdelife hatırasından oluşan 6 dakikalık bu ses kaydında şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

“Zan” ne demektir?

Firavun’un bile tevbeye davet edilmesi hangi mesajı vermektedir?

Müzdelife’de dua ederken neler zikredilmelidir?

Arafat vakfesinde nasıl bir ruh haleti lazımdır?

 

11. Nağme: Ceyşu’l-usret (zorluk ordusu) ve Arafat-Müzdelife Vakfeleri

Herkul | | HERKUL NAGME

Tevbe Sûresi 117. ve 118. ayetlerin tefsirlerinden birkaç nükte ile fıkıh dersindeki açıklamalardan oluşan 9 dakikalık bu ses kaydında şu soruların cevaplarını bulacaksınız:

Tebük Seferi’nde Ceyşu’l-usret (zorluk ordusu) ne haldeydi?

Sefere çıkmayıp geride kalan üç sâdık mü’min ve tevbelerinin bu sûrede anlatılmasının hikmeti nedir?

O üç kişinin bekleme süreleri olan elli küsur gün ile “erbain” arasındaki en büyük fark adına neler söylenebilir?

Arafat ve Müzdelife vakfelerini mü’minler nasıl değerlendirmelidir?

 

10. Nağme: Bana Dostumu Gösterin!..

Herkul | | HERKUL NAGME

Bana Dostumu Gösterin!..

Muhterem Hocamız geçen dersin sonunda bir hatıra anlatırken “Çok kıymetli bir insandı; hayatta mı acaba, çoktandır haber alamadım?” diyerek Muzaffer Deligöz beyi sordu. Arkadaşlarımızdan biri hemen elindeki Ipad’le internete girip o büyüğümüzün fotoğrafını buldu ve Hocamıza gösterdi. Zat-ı alileri memnuniyetle fotoğrafa baktıktan sonra “Bu aletlerin ne de çok maharetleri var” deyip tebessüm etti.

Akabinde birden duygulu ve hüzünlü bir ses tonuyla “Hacı Kemal de var mıdır onda, onu da gösterebilir misin?” dedi. Arkadaşımız kısa bir araştırmadan sonra Hacıata ile ilgili bir belgesel bulup Ipad’i Hocamızın sehpasına koyuverdi. İşte ekteki bir dakikalık görüntüde bir vefa âbidesinin eskimeyen bir dostuyla -bir nevi- hasret gidermesine şahit olacaksınız:

 

NOT: Aşağıdaki görüntü Firefox tarayıcılarda izlenememektedir, diğer tarayıcıları deneyiniz

9. Nağme: Tevbe 112-116. Ayetlerle İlgili Açıklama ve Mina’dan Arafat’a Yolculuk

Herkul | | HERKUL NAGME

Dün Tevbe Sûresi 112-116. ayetlerin tefsirlerini Elmalılı M. Hamdi Yazır hazretlerinin Hak Dini Kur’an Dili adlı eserinden okumuştuk. Bugün de aynı ayetlerin te’villerini on küsur tefsir kitabından hazırlanıp Hocamıza arz ettik. Bazı latif açıklamaları ve fıkıh faslında geçen bir soru-cevabı 7 dakikalık ses kaydı olarak aktarıyoruz. Dualarınız istirhamıyla:

 

7. Nağme: Fincana İşlenen İrfan Nakışları

Herkul | | HERKUL NAGME

Fincana İşlenen İrfan Nakışları

Muhterem Hocamızın kahve sevdiğini bilen arkadaşlarımız bazen sabah dersleri arasında ya da ikindi sohbeti öncesinde kahve ikram ederler. Hocamız kahveyi içtikten sonra fincanı iki eli arasına alır; yavaş yavaş o yana bu yana çevirir, yukarıdan aşağıya hareket ettirir, telvenin aldığı yola ve bıraktığı izlere derin derin bakar. İslam’ın fal ile alakalı hükümlerini ve Hocamızın dinin emirleri karşısındaki hassasiyetini bilmeyen bir kısım misafirler, bu sahnelere şahit olunca, onun kahve falına baktığını bile zannedebilirler! Oysa Hocaefendi, irfan ve estetiğin telveye dahi aksedebileceğini gösterircesine kahve ile ebru yapmaktadır. Bazen öyle nakışlar ortaya çıkmaktadır ki görenleri hayrette bırakmaktadır. İşte öyle bir kahve faslından sonra kaptığımız fincanlardan birinin fotoğrafı:

5. Nağme: Klorak

Herkul | | HERKUL NAGME

Klorak

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, her hadiseyi bir mesaj olarak algılayan ve her vakıadan ibretler çıkaran bir insandır. Bugünkü dersten iki misal aktarmak istiyoruz:

  1. Hocamızın küçük vantilatörünün kabzası az lekelenmiş. Zat-ı alileri lekeyi giderebilmek için biraz klorak istedi. Elindeki ıslak bezle kabzayı silerken şöyle dedi:

“Küfür kalbin içine nüfuz etmiş bir lekedir; onu klorak çıkarmaz; fakat, günah yüzeydeki bir kir sayılır, vakit geçirilmeden üzerine tevbe klorağı dökülürse onu temizlemek mümkündür.”

  1. “Mescid-i Dırâr” ile alakalı değişik tefsirleri arz ettiğimiz esnada, bir arkadaşımız Rasûlullah’ın (aleyhissalatü vesselam) kendisine “el-Fasık” dediği, Müslümanlar aleyhinde dolaplar çeviren Ebû Âmir’in ismini zikretti. Tam ismin telaffuz edildiği anda salonun kapısı gürültüyle çarpıp kapandı: Hocamız şöyle dedi:

“Evet, o (Ebu Âmir) nifakı sebebiyle kendi üzerine kapıyı ebediyyen kapattı.”

4. Nağme: Yanık Tesbih

Herkul | | HERKUL NAGME

Yanık Tesbih

Bugünkü derste Tevbe sûresinin 61-72. ayetlerinin on küsur eserden hazırladığımız tefsirlerini Hocamıza arz ettik ve kendilerinin yorumlarını dinledik.

Hocamız her ayetle alâkalı pek güzel açıklamalar yaptı ama kalblerimize en çok tesir eden husus en sonda anlattığı hadise ve ondan çıkarttığı ibretti:

Bir Hak dostu büyük vecd içinde tesbih çekiyor; Sübhânallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber dedikçe kâinatın zerrelerinin de kendisiyle beraber zikrettiğini duyuyormuş.

Bir aralık yanındaki talebe aklına gelmiş ve ona da işittirircesine sesini yükseltmiş. Tam o esnada Hazretin önünde manevi bir perde açılıvermiş, başka bir buud aralanmış.

Bakmış ki elindeki tesbihin her tanesi bir yıldız gibi ışık saçıyor, parıl parıl parlıyor; sadece bir tesbih tanesi ise adeta simsiyah, yanık ve kupkuru görünüyor.

Hazret hayretle meseleyi anlamaya çalışırken bir ses duymuş:

Yıldız gibi olan taneler sırf Allah rızası için yaptığın zikirle çekilmiş olanlar;

o kupkuru ve simsiyah tane ise “duysunlar, desinler, görsünler” düşüncesiyle nurunu kaçırdığın zikirden geriye kalan.

Muhterem Hocamız bunu anlattı ve ekledi:

Tesbih telafi edilebilir fakat ya nuru kaçırılan ömürlere ne demeli?!.

Allah muhafaza, ya bir ömür, hizmet ediyoruz zannedip de hep görünmede kalmışsak ve ötede hayatımızın tesbih tanelerini kapkara ve kupkuru bulursak, nice olur halimiz!..

2. Nağme: Sonsuz Nur’dan Sonsuz Nur İçin Selam

Herkul | | HERKUL NAGME

Sonsuz Nur’dan Sonsuz Nur İçin Selam

Kıymetli dostlar,

Geçen gün Muhterem Hocamızın “Sonsuz Nur” adlı eserinin Ezher Üniversitesi’nde ders kitabı olarak okutulduğunu bildiren bir kısa mesaj neşretmiştik. Dün o dersi veren Arapça Belagat Hocası Fethi Hicazî’nin bir mektubunu aldık. Hazret, Sonsuz Nur derslerine devam etmesi için müşevvik olan bir rüyayı ve selamı yazmış; sizinle paylaşmak istedik:

Fethi Hoca, Ezher Camii Osmanlı revaklarında siyer derslerine başladıktan bir hafta sonra adeti olduğu üzere ziyaret için köyüne gitmiş. Orada bulunduğu sırada birisi yanına gelerek kendisini  bir Hak dostunun gönderdiğini ve şu rüyasını nakletmesini istediğini söylemiş:  

İmam Şaravî ile beraber bir yerde oturuyorduk. Ona “Buraya teşrif etmenizin hikmeti nedir?” dedim. İmam Şaravî şöyle cevap verdi: Beni Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz gönderdi. ‘Sonsuz Nur derslerine başlaması vesilesiyle git Fethi Hicazî’ye selamımı bildir’ dedi.

Yaptığı Sonsuz Nur derslerinin henüz maruf olmadığı, çok az kimse tarafından bilindiği o günlerde böyle bir müjde alan Fethi Hicazî Hoca diyor ki: “Rüyayı gören bu zatla tanışmıyorduk. O da Allah Rasûlü’nün selamını ulaştırmak için beni epey aramış ve bir aracıyla bana bu mesajı göndermiş. Bu kutlu haberi derslerin devamı adına bir işaret ve bişaret olarak kabul ettim.